top of page

Ekip Kaynak Yönetimi (CRM) Eğitimleri Gerçekten İşe Yarıyor mu?

28 Ağu
4 dakikada okunur

Sivil havacılıkta uçuş emniyetini sağlamanın en kritik sütunlarından biri şüphesiz Ekip Kaynak Yönetimi (CRM) eğitimleridir. Kokpitteki Kaptan Pilot ve Yardımcı Pilot arasındaki iletişim kalitesini artırmak, Tehdit ve Hata Yönetimi (TEM) süreçlerini optimize etmek ve durumsal farkındalığı en üst düzeyde tutmak amacıyla tasarlanan bu eğitimler, uzun yıllardır havacılık sektörünün vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Ancak, onlarca yıllık uygulamaya ve milyarlarca dolarlık yatırımlara rağmen şu can alıcı soruyu sormamız gerekir: CRM eğitimleri gerçekten uçuş emniyetini artırıyor ve kazaları önlüyor mu, yoksa sadece formları doldururken işaretlediğimiz zorunlu bir "kutucuktan" mı ibaret?


Bu sorunun cevabını arayan ve havacılık eğitimlerinde insan faktörleri (human factors) alanında çığır açan en kapsamlı bilimsel çalışmalardan biri, havacılık psikolojisi uzmanı Eduardo Salas ve meslektaşları tarafından gerçekleştirilmiştir. Salas, Wilson, Burke ve Wightman (2006) tarafından yürütülen araştırmada, sivil ve askeri havacılık başta olmak üzere tıp, nükleer enerji ve denizcilik gibi yüksek riskli sektörlerde uygulanan 28 farklı CRM eğitim programının sonuçları mercek altına alınmıştır. Araştırmacılar, bu eğitimlerin gerçek etkililiğini ölçebilmek için eğitim bilimlerinde kabul görmüş olan Kirkpatrick (1976) değerlendirme modelini kullanmışlardır. Bu model; reaksiyonlar, öğrenme, davranış değişiklikleri ve organizasyonel etki olmak üzere dört farklı seviyede analiz sunmaktadır. Araştırmanın bulguları, CRM eğitimlerinin mevcut durumuna ve geleceğine dair son derece çarpıcı, bir o kadar da düşündürücü gerçekleri gözler önüne sermektedir.


Reaksiyon Seviyesi: Eğitimleri Çok Sevdik Ama Bu Yeterli mi?

Kirkpatrick modelinin en temel seviyesi olan "reaksiyon", katılımcıların eğitime yönelik hislerini ve eğitimin yararlı olup olmadığına dair algılarını ölçer. Salas ve meslektaşlarının incelediği 28 çalışmanın %46'sı bu seviyede değerlendirme yapmış ve katılımcıların neredeyse tamamının CRM eğitimlerinden son derece memnun kaldığını ortaya koymuştur. Pilotlar ve diğer yüksek riskli meslek grubu çalışanları, eğitimlerin eğlenceli geçtiğini, kendilerine çok şey kattığını ve uçuş operasyonlarında son derece yararlı olacağına inandıklarını belirtmişlerdir.

Ancak bir Kaptan Pilot olarak vurgulamalıyım ki, bir eğitimin katılımcılar tarafından "sevilmiş" olması, o eğitimin amacına ulaştığı anlamına gelmez. Eğitimin keyifli geçmesi, kokpitteki davranışların değiştiğini veya uçuş emniyetinin arttığını tek başına kanıtlayamaz. Bu durum, sadece katılımcıların motivasyonunun yüksek olduğunu gösteren başlangıç düzeyinde bir veridir.


Öğrenme ve Davranış Seviyesi: Kokpitte Değişen Ne Var?

Eğitimin ikinci aşaması olan "öğrenme" seviyesinde, katılımcıların CRM prensiplerini, havacılık kurallarını ve temel becerileri ne derece edindikleri incelenir. İncelenen çalışmaların %43'ünde öğrenme çıktılarının ölçüldüğü görülmüştür. Sonuçlar, katılımcıların tutumsal düzeyde CRM ilkelerine daha olumlu yaklaşmaya başladığını gösterse de iş zihinsel bilgi testlerine geldiğinde sonuçlar karmaşık ve tutarsız bir hal almaktadır.


Daha da önemlisi, Kirkpatrick modelinin üçüncü seviyesi olan "davranış" aşamasıdır. Yani, eğitimde öğrenilenlerin simülatörde veya gerçek uçuş hattında davranışa dönüşüp dönüşmediği sorusudur. Araştırmadaki çalışmaların %57'sinde davranışsal veriler simülatör gözlemleriyle toplanmıştır. Alınan sonuçlar, reaksiyon seviyesindeki o homojen ve olumlu tablonun aksine son derece dalgalıdır. Örneğin, bazı eğitimlerde ekiplerin iletişim becerilerinde ciddi artış gözlemlenirken, liderlik ve karar alma gibi kritik alanlarda hiçbir gelişim kaydedilmemiştir. Hatta bazı simülatör senaryolarında, eğitilmiş ekiplerin yaklaşık dörtte birinin kabul edilebilir asgari performans sınırının altında kaldığı tespit edilmiştir. Bu durum, teoride çok iyi bilinen CRM kurallarının, iş stres altındaki gerçek uçuş operasyonlarına geldiğinde her zaman başarıyla uygulanamadığını açıkça göstermektedir.


Organizasyonel Etki: Emniyete Doğrudan Katkıyı Kanıtlamak Neden Zor?

Eğitimin en tepe noktası ve nihai hedefi, organizasyonel düzeyde gerçek bir emniyet artışı ve kaza oranlarında düşüş sağlamaktır. Salas ve ekibinin analiz ettiği çalışmalardan sadece 5 tanesi (%18) bu en üst düzey değerlendirmeyi gerçekleştirebilmiştir. Havayolu bakım personeli üzerinde yapılan bazı çalışmalarda, CRM eğitimlerinin ardından yer hasarları olaylarında (ground damage) belirgin bir düşüş kaydedildiği saptanmıştır. Ancak havacılıkta kaza ve ciddi olay oranlarının zaten istatistiksel olarak son derece düşük olması, meydana gelen olumlu değişimlerin sadece CRM eğitimine bağlanmasını zorlaştırmaktadır. Havacılık emniyetindeki iyileşmelerde teknolojik gelişmeler, yeni SOP kuralları ve LOSA gibi denetim mekanizmaları gibi pek çok dışsal değişken de rol oynamaktadır.


Nitekim, havacılık tarihindeki kaza analizleri incelendiğinde, CRM hatalarının kazalardaki rolünün yıllar içinde çok fazla değişmediği görülmektedir. Wiegmann ve Shappell (2001) tarafından yapılan bilimsel bir araştırmada, ABD'de ticari havayolu taşımacılığı yapan uçakların karıştığı kazaların yaklaşık %41'inde, bölgesel uçuşlarda ise kazaların %23'ünde kokpit içi CRM eksikliğinin en önemli faktörlerden biri olduğu saptanmıştır. Benzer şekilde, askeri havacılık kazalarında da kokpitteki CRM yetersizliğinin kazaların %60'ında rol oynadığı tespit edilmiştir. Bu istatistikler, mevcut CRM eğitim tasarımlarının operasyonel emniyete tam olarak yansıması konusunda hala ciddi açıklar olduğunu göstermektedir.



Eğitim Tasarımındaki Yanılgılar ve Sektörel İhtiyaçlar

Salas, Wilson ve Burke (2006) çalışmalarında, CRM eğitimlerinin istenen başarıya ulaşamamasının arkasındaki bazı mitleri ve sektörel eksiklikleri de deşifre etmektedir. En büyük yanılgılardan biri, simülatör eğitimlerinde fiziksel benzerliğin (high physical fidelity) her zaman en önemli unsur olduğu düşüncesidir. Oysa bilimsel araştırmalar, fiziksel benzerlikten ziyade zihinsel ve bilişsel süreçleri birebir yansıtan psikolojik benzerliğin (high psychological fidelity) öğrenme üzerinde çok daha belirleyici olduğunu kanıtlamaktadır.


Bir diğer kritik hata ise eğitimlerin tasarımında sadece uçuş tecrübesi olan uzmanların (SME) yönlendirici olmasıdır. Öğrenme, bilişsel ve davranışsal bir süreçtir; bu nedenle eğitimlerin tasarımında uçuş uzmanları ile eğitim bilimleri ve havacılık psikolojisi uzmanlarının ortak çalışması bir zorunluluktur. Ayrıca, Taylor (2000) tarafından yapılan araştırmada da görüldüğü üzere, CRM eğitimi sonrasında yöneticiler ve şirket yönetimi tarafından desteklenmeyen, uçuş hattında pekiştirilmeyen olumlu tutum ve davranışlar, eğitimden sadece birkaç ay sonra hızla eski gerileme seviyesine dönmektedir.


Tüm bu eksikliklerin aşılması ve CRM eğitimlerinin gerçek anlamda emniyet çıktısı üretebilmesi için havacılık otoritelerinin ve havayolu şirketlerinin şu üç temel ihtiyacı karşılaması şarttır:

  • Değerlendirme Zorunluluğu: CRM eğitimlerinin etkililiğini sadece kağıt üzerinde değil, Kirkpatrick modelinin tüm seviyelerinde, özellikle davranışsal ve organizasyonel boyutta düzenli olarak değerlendirecek ulusal ve uluslararası yasal yaptırımlar getirilmelidir.

  • Gerçek Operasyonel Veriye Erişim: Eğitimlerin uzun vadeli etkilerini görebilmek amacıyla, kokpitlerin ve uçuş operasyonlarının araştırmacılara açılması, LOSA verilerinin ve emniyet raporlama sistemlerinin (ASRS) derinlemesine analiz edilmesi sağlanmalıdır.

  • Kaynak ve Eğitici Eğitimi: Kaliteli bir CRM eğitimi tasarlamak, eğitmenleri doğru geri bildirim teknikleri konusunda eğitmek ve bu süreci uzun vadeli olarak izlemek ciddi zaman, bütçe ve uzmanlık kaynağı gerektirir. Şirketler bu kaynakları bir maliyet kalemi olarak görmemelidir.


Sonuç

Mevcut araştırmalar, Ekip Kaynak Yönetimi (CRM) eğitimlerinin havacılık profesyonellerinde olumlu bir farkındalık yarattığını ve temel düzeyde kabul gördüğünü açıkça ortaya koymaktadır. Ancak uçuş emniyetini zirveye taşımak, kazaları sıfıra indirmek ve kokpitte sarsılmaz bir Psikolojik Güvenlik ortamı yaratmak istiyorsak, "eğitimi tamamladık" diyerek kutucukları işaretlemekle yetinemeyiz. CRM eğitimlerinin gerçek operasyonel davranışlara nasıl dönüştüğünü bilimsel yöntemlerle ölçmeli, bu eğitimleri sürekli güncellemeli ve şirket kültürüyle desteklemeliyiz. Unutmayalım ki, gökyüzünde emniyet, kağıt üzerindeki imzalardan değil, kokpitte sergilenen gerçek ve kararlı davranışlardan beslenir.


*******************************

Bireysel ve Ekiplerinizin CRM Davranışsal Yetkinliklerini Değerlendirme için;

Detaylı bilgi, eğitim, danışmanlık, koçluk ve psikolojik danışmanlık için: info@anahtaregitim.com

Kaynakça

  • Salas, E., Wilson, K. A., Burke, C. S., & Wightman, D. C. (2006). Does crew resource management training work? An update, an extension, and some critical needs. Human Factors, 48(2), 392-412.

  • Wiegmann, D. A., & Shappell, S. A. (2001). Human error analysis of commercial aviation accidents: Application of the human factors analysis and classification system (HFACS). Aviation, Space, and Environmental Medicine, 72(11), 1006-1016.

Yorumlar


  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Instagram
  • YouTube

Gönderdiğiniz için teşekkür ederiz!

bottom of page