top of page

Havayolu CRM Eğitimi Konusunda Havacılık Paydaşlarıyla Yapılan Nitel Bir Değerlendirme

9 Eyl
10 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 7 gün önce

Ayça Mumkule Erşipal & Eray Beceren

Anahtar Eğitim

Özet

Bu çalışma, sivil havacılık alanında görev yapan akademisyenler, emekli pilotlar, psikologlar ve tabiplerden oluşan 23 kişilik bir paydaş grubunun, Ekip Kaynak Yönetimi (Crew Resource Management, CRM) eğitimlerinin mevcut durumu, psikolojik güvenlik ve duygusal zekânın bu eğitime dahil edilmesi ile gelecekteki eğitim içeriğine ilişkin görüşlerini nitel içerik analizi yöntemiyle incelemektedir. Yapılandırılmış açık uçlu sorularla toplanan veriler tematik olarak kodlanmış; bulgular ilgili uluslararası literatürle (Tehdit ve Hata Yönetimi, Psikolojik Güvenlik, Adil Kültür) karşılaştırılarak yorumlanmıştır. Bulgular, katılımcıların büyük çoğunluğunun psikolojik güvenlik ve duygusal zekâ kavramlarını CRM eğitiminin ayrılmaz bir parçası olarak gördüğünü; ancak mevcut uygulamanın "kâğıt üzerinde kalma" biçiminde eleştirildiğini ortaya koymaktadır. Katılımcıların %87'si liderlik ve duygusal zekâyı, %83'ü kişilerarası iletişim becerilerini geliştirilmiş CRM içeriğinin öncelikli bileşenleri olarak belirtmiştir. Buna karşın, bu eğitimin düzenleyici otoriteler tarafından standart ve zorunlu hâle getirilmesi konusunda katılımcılar arasında belirgin bir görüş ayrılığı bulunmaktadır; özellikle emekli pilotların bir kısmı, mesleki kimliklerini "analitik ve kural temelli" olarak tanımlayarak zorunluluğa temkinli yaklaşmaktadır. Çalışma, bireysel ve kurumsal düzeyde somut önerilerle sonuçlandırılmıştır.


Anahtar Kelimeler: Ekip Kaynak Yönetimi (CRM), Psikolojik Güvenlik, Duygusal Zekâ, Tehdit ve Hata Yönetimi (TEM), Uçuş Emniyeti, Adil Kültür


1. Giriş

Ekip Kaynak Yönetimi (CRM), 1970'li yıllarda yaşanan bir dizi ölümcül kazanın ardından, kokpit içi iletişim yetersizliklerinin ve hiyerarşik otorite eğiminin (authority gradient) kaza zincirinde belirleyici bir rol oynadığının fark edilmesiyle geliştirilmiş bir insan faktörleri disiplinidir (SKYbrary, t.y.). Günümüzde CRM, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü'nün (ICAO) İnsan Faktörleri Eğitim Kılavuzu (Doc 9683) çerçevesinde uluslararası düzeyde standart bir eğitim bileşeni hâline gelmiş; Avrupa Birliği Havacılık Emniyeti Ajansı (EASA) gibi düzenleyici otoriteler tarafından uçucu ekip eğitim programlarının zorunlu bir parçası olarak tanımlanmıştır (EASA, 2015). Fransa'da da Journal Officiel'de yayımlanan düzenlemeler, CRM eğitiminin süresini ve formatör niteliklerini ayrıntılı biçimde belirlemektedir (Journal Officiel de la République Française, 2006).


Son yıllarda CRM literatüründe iki kavram öne çıkmaktadır: psikolojik güvenlik ve duygusal zekâ. Psikolojik güvenlik, bir ekip üyesinin olumsuz bir sonuçla (utanç, cezalandırılma, görevden alınma) karşılaşma korkusu taşımadan fikrini, endişesini veya hatasını dile getirebilmesi olarak tanımlanır (Edmondson & Lei, 2014). Duygusal zekâ ise bireyin kendi duygularını ve başkalarının duygularını tanıma, yönetme ve ilişkilerde etkili biçimde kullanma kapasitesidir. 2022 yılında Scientific Reports dergisinde yayımlanan bir çalışma, ABD'li pilotların eşleştirilmiş bir kontrol grubuna kıyasla genel duygusal zekâ, iyi oluş, duygusallık ve sosyallik alt boyutlarında anlamlı biçimde daha düşük puanlar aldığını bildirmiştir (Dugger ve ark., 2022). Bu bulgu havacılık camiasında tartışmalı biçimde karşılanmış ve mesleki kültürün mü yoksa bireysel eğilimlerin mi bu farkı açıkladığı sorusunu gündeme getirmiştir.


Bu çalışmanın amacı, havacılık alanında farklı uzmanlık gruplarından (akademisyen, emekli pilot, psikolog, tabip) oluşan bir paydaş grubunun, yukarıda özetlenen tartışmalara ilişkin görüşlerini sistematik biçimde derleyerek akademik bir çerçevede değerlendirmek ve yorumlamaktır.


2. Yöntem ve Katılımcı Profili

Veriler, yedi açık uçlu ve bir çoktan seçmeli sorudan oluşan bir anket aracılığıyla 23 katılımcıdan toplanmıştır. Katılımcıların meslek dağılımı şu şekildedir: 15 emekli pilot (%65), 3 akademisyen (%13), 3 tabip (%13) ve 2 psikolog (%9). Cinsiyet dağılımı büyük ölçüde erkek ağırlıklıdır (19 erkek, 4 kadın); bu durum, örneklemin havacılık sektöründeki tarihsel cinsiyet dağılımını yansıtan bir sınırlılık olarak değerlendirilmelidir. Doğum yılı aralıklarına göre katılımcılar üç kuşağa dağılmaktadır: 1946-1964 (n=7), 1965-1979 (n=9) ve 1980-1995 (n=7); bu da farklı CRM nesillerini deneyimlemiş bir örneklem sunmaktadır.


Nitel veriler, tematik içerik analizi yaklaşımıyla ele alınmış; her bir açık uçlu soru için tekrar eden temalar kodlanmış ve meslek grupları arasındaki örüntü farklılıkları not edilmiştir. Çoktan seçmeli soru (Soru 5) için frekans analizi yapılmıştır. Bulgular, doğrudan alıntı yerine anlam bütünlüğü korunarak sunulmuştur.

 

3. Bulgular: Tematik İçerik Analizi

3.1 Mevcut CRM Eğitimine İlişkin Algılar

Katılımcıların mevcut CRM eğitimine ilişkin görüşleri belirgin biçimde kutuplaşmıştır. Kurumsallaşmış büyük havayollarında uzun süre görev yapmış bazı emekli pilotlar, CRM'in tüm operasyonel birimleri kapsayacak biçimde, yıl içindeki olaylara göre güncellenen, EASA çerçevesine uygun ve simülatör destekli bir yapıda yürütüldüğünü; bu uygulamanın başarılı olarak nitelendirilebileceğini ifade etmiştir. Buna karşılık, katılımcıların önemli bir kısmı, eğitimin kâğıt üzerinde otoriteyi tatmin etmek için yapıldığını, göstermelik olduğunu, yılda bir günle sınırlı kaldığını ve gerçek olaylardan yeterince ders çıkarılmadığını belirtmiştir. Bir akademisyen katılımcı, eğitimin varlığından memnuniyet duymakla birlikte, şirket içi uygulamanın fiilen ne ölçüde işlediğine dair bilgi sahibi olmadığını vurgulamıştır. Bu ikili görünüm, bir kurumun beyan edilen politikaları ile sahadaki fiilî uygulaması arasındaki farka işaret eden, örgütsel davranış literatüründe sıkça tartışılan bir soruna karşılık gelmektedir.


3.2 Psikolojik Güvenlik

Psikolojik güvenlik kavramına yönelik görüşler, örneklemde en yüksek uzlaşı düzeyine sahip temadır. Katılımcıların büyük çoğunluğu, bu konunun CRM eğitimine kesinlikle dahil edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Katılımcılar bu desteği gerekçelendirirken tutarlı biçimde iki unsuru öne çıkarmıştır: hatanın açığa çıkarılmasından duyulan korku (görevden alınma, cezalandırılma, utanç) ve bu korkunun hataların saklanmasına, dolayısıyla emniyet risklerinin büyümesine yol açması. Bir emekli pilot, hatasını açıkça dile getirebilen bir personelin en fazla ilave simülatör eğitimiyle karşılaşacağını bilmesi gerektiğini, hatanın normalleştirilmemesi gerektiğini belirtmiştir. Sadece bir katılımcı, konunun CRM eğitimine eklenmesinin fayda getirmeyeceğini savunmuş; bunun yerine kurumun çalışanlarına verdiği güvencelerin ve emniyet departmanının yaklaşımının değişmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu görüş, psikolojik güvenliğin yalnızca bir eğitim modülü değil, sürdürülebilir bir kurumsal kültür meselesi olduğuna işaret etmesi bakımından dikkat çekicidir.


3.3 Duygusal Zekâ

Duygusal zekânın CRM'e dahil edilmesi de yüksek düzeyde destek görmüştür; "olmazsa olmaz" ve "CRM'in temelini oluşturur" gibi ifadeler tekrarlanmıştır. Ancak bu genel desteğin içinde iki önemli çekince öne çıkmaktadır. Birincisi, bazı emekli pilotlar duygusal zekânın mesleki kimlikle gerilim yaratabileceğini belirtmiştir; pilotluğun kural bazlı ve analitik bir meslek olduğunu, ekstrem koşullar dışında duygusal değil analitik kararların beklendiğini savunan katılımcılar, yüksek duygusal zekâ beklentisinin mesleğin doğasıyla çeliştiğini ileri sürmüştür. İkincisi, birden fazla katılımcı, konunun etkili biçimde işlenebilmesi için yetkin eğitmenlere ihtiyaç duyulduğunu, aksi hâlde bu modülün de göstermelik bir uygulamaya dönüşeceğini vurgulamıştır. Bir katılımcı ayrıca duygusal zekânın (EQ) yanına sosyal zekâ (SQ) ve adaptasyon zekâsının (AQ) da eklenmesini önermiştir.


3.4 CRM/TEM Etkinliğini Kısıtlayan Zorluklar

Mevcut emniyet modellerinin etkinliğini sınırlayan en büyük zorluğa ilişkin yanıtlar altı ana temada toplanmıştır: bilişsel direnç ve aşırı özgüven ("zaten hepsini biliyorum" tutumu); örgütsel kültür, cezalandırıcı yaklaşım ve güç mesafesi (otorite gradyanı); iletişim yetersizlikleri ve konuşmaktan çekinme kültürü; operasyonel baskılar (zaman baskısı, performans önceliği, aşırı iş yükü) nedeniyle eğitimde öğrenilenlerin sahaya yansımaması; şirket içi politikalar ve teşvik uyumsuzluğu (göstermelik uygulama); ve teori ile operasyon gerçekliği arasındaki uyumsuzluk. Bu bulgular, Tehdit ve Hata Yönetimi (TEM) çerçevesinde tanımlanan gizil (latent) tehditlerin yalnızca teknik değil, örgütsel ve kültürel kökenli de olabileceği önermesiyle örtüşmektedir (Merritt & Klinect, 2006; SKYbrary, t.y.).


3.5 Geliştirilmiş CRM İçeriğinde Öncelikli Konular

Çoktan seçmeli soruya verilen yanıtların frekans analizi, katılımcıların geliştirilmiş CRM eğitiminde hangi bileşenlere öncelik verdiğini göstermektedir:

  • Liderlik ve ekip dinamiklerini güçlendiren duygusal zekâ (n=20, %87),

  • Kişilerarası iletişim becerileri (n=19, %83),

  • Dinamik sistem dayanıklılığı/adaptasyon (n=16, %70),

  • Önyargı okuryazarlığı (n=14, %61)

  • Güvenlik sesinin dört seviyesi (n=14, %61).


Beş bileşenin tamamının katılımcıların yarısından fazlası tarafından desteklenmiş olması, önerilen içeriğin bütün olarak paydaşlar nezdinde geçerlilik taşıdığına işaret etmektedir; ancak liderlik/duygusal zekâ ve iletişim bileşenlerinin belirgin biçimde öne çıkması, eğitim tasarımında önceliklendirme yapılması gerektiğinde bu iki alana ağırlık verilmesi gerektiğini düşündürmektedir.


3.6 Eğitim Sunum Biçimine İlişkin Öneriler

Gelecekteki CRM eğitiminin nasıl daha etkili sunulabileceğine dair yanıtlarda güçlü bir yöntemsel uzlaşı gözlenmiştir. Katılımcılar tekrarlayan biçimde şu unsurları önermiştir:

  • Standart sunumlardan uzaklaşıp gerçek veya yaşanmış olay temelli senaryo eğitimlerine geçilmesi;

  • Simülatör kullanımının artırılması;

  • Rol yapma ve drama tekniklerinden yararlanılması;

  • Kokpit ve kabin ekiplerinin birlikte eğitim alması;

  • Kısa bilgi-uygulama-hatırlatma döngüsü şeklinde aralıklı eğitim tasarımı;

  • Her oturum sonunda bireysel öz değerlendirme ve geri bildirim mekanizmaları kurulması;

  • Yapay zekâ destekli senaryo üretiminin değerlendirilmesi (iki katılımcı tarafından açıkça önerilmiştir);

  • Sınıf eğitimlerinde; Yaratıcı Drama, Hikaye Anlatıcılığı, Oyunlaştırma ve eğitici oyunlar tekniklerinin etkin ve yaygın kullanılması.


Bu bulgular, deneyimsel öğrenme ve olay temelli öğretim yöntemlerinin yetişkin eğitiminde bilgi kalıcılığını artırdığına ilişkin genel eğitim bilimleri bulgularıyla uyumludur.


3.7 Zorunlu/Standart Hâle Getirme Tartışması

Anketin en tartışmalı sorusu, pilotların genel popülasyona kıyasla düşük duygusal zekâ düzeyine sahip olduğu yönündeki araştırmalar (Dugger, Z. ve ark., 2022) ışığında, bu eksikliğin giderilmesi için düzenleyicilerin ilgili eğitimi zorunlu hâle getirmesine ilişkindir. Yanıtlar üç kümede toplanmıştır.

  • Yanıtların yaklaşık %55'i (13/23) düzenlemenin zorunlu hâle getirilmesini destekleyici niteliktedir; gerekçe olarak gönüllülüğe dayalı eğitimlerin yoğun çalışan personel tarafından göz ardı edileceği ileri sürülmüştür.

  • Yanıtların yaklaşık %26'sı (6/23) zorunluluğa açıkça mesafeli yaklaşmıştır; bu grubun gerekçeleri iki eksende toplanmaktadır: mesleki kimlik temelli itiraz ("pilotluk duygusallıkla değil bilgi ve beceriyle yönetilir") ve motivasyonel itiraz (zorlamanın eğitime duyulan inancı zedeleyeceği, değişimin ancak bireysel motivasyonla kalıcı olabileceği).

  • Geri kalan yanıtlar (4/23) koşullu/karma nitelik taşımakta ya araştırmanın öncülüne şüpheyle yaklaşmakta ya da "sadece eğitim yeterli değil, sürdürülebilir bir izleme sistemi gerekir" biçiminde nüanslı bir pozisyon almaktadır.


Dikkat çekici biçimde, zorunluluğa karşı çıkan katılımcıların neredeyse tamamı emekli pilot grubundandır; bu durum, mesleki özdeşleşmenin, düzenleyici müdahalelere karşı tutumu şekillendiren önemli bir değişken olabileceğine işaret etmektedir.

 

 

4. Tartışma: Bulguların Literatürle İlişkilendirilmesi

Bulgular, CRM'in kökeninde yatan felsefeyle büyük ölçüde örtüşmektedir. CRM'in 1970'lerdeki doğuşu, doğrudan hiyerarşik otorite eğiminin ve düşük ekip içi iletişimin kaza zincirindeki rolünün fark edilmesine dayanmaktadır (SKYbrary, t.y.); bu tarihsel arka plan, örneklemdeki katılımcıların iletişim ve güç mesafesi temalarını bu denli sık vurgulamasını açıklamaktadır. Psikolojik güvenliğe yönelik güçlü destek de literatürle tutarlıdır: Edmondson ve Lei (2014), psikolojik güvenliğin yüksek riskli, yüksek belirsizlikli ortamlarda öğrenme ve hata bildirimi için ön koşul olduğunu göstermiştir; bu çalışmadaki katılımcıların hatanın normalleştirilmesi ve adil kültür vurgusu, Adil Kültür (Just Culture) ilkeleriyle doğrudan örtüşmektedir. Adil Kültür, kasıtlı ihlaller ile deneyim ve eğitime uygun davranışlar arasında ayrım yaparak raporlama davranışını cezalandırma korkusundan arındırmayı amaçlar; bu ilke hem Avrupa Birliği'nin 376/2014 sayılı Tüzüğü'nde hem de SKYbrary'nin ilgili yayınlarında ayrıntılı biçimde tanımlanmıştır (Avrupa Birliği, 2014; SKYbrary, t.y.). Katılımcıların bir kısmının "cezalandırılmayacağını bilmeli" vurgusu, bu ilkenin sahada içselleştirilmesinin önemine işaret etmektedir.


Duygusal zekâ tartışmasında ise bulgular, akademik literatürdeki gerilimi doğrudan yansıtmaktadır. Dugger ve arkadaşlarının (2022) çalışması, pilotların örüntüsel duygusal zekâ (trait EI) düzeyinde kontrol grubuna kıyasla anlamlı biçimde düşük puan aldığını, ancak bu farkın öz kontrol boyutunda gözlenmediğini bildirmiştir; araştırmacılar bu bulguyu mesleğin gerektirdiği duygusal mesafe ve tarihsel olarak maskülen bir mesleki kültürle ilişkilendirmiştir. Bu çalışmadaki emekli pilot katılımcıların bir kısmının, düşük duygusal zekânın mesleğin eski kuşak pilot tipolojisine özgü olduğunu, yeni kuşaklarda bu örüntünün değiştiğini savunması, akademik literatürdeki kuşaklar arası değişim tartışmasıyla örtüşmektedir. Öte yandan, bazı katılımcıların analitik-duygusal ikiliğini keskin biçimde ayırması, duygusal zekâ kavramının sıklıkla yanlış anlaşıldığına işaret etmektedir; zira duygusal zekâ literatüründe kastedilen duygusallığa teslim olmak değil, duyguları tanıyarak karar kalitesini artırmaktır. Bu ayrımın eğitim materyallerinde daha net biçimde vurgulanması gerektiği görülmektedir.


Tehdit ve Hata Yönetimi (TEM) çerçevesi açısından bakıldığında, katılımcıların belirttiği şirket içi politikalar, zaman baskısı ve operasyonel önceliklerin eğitimin önüne geçmesi temaları, TEM'in gizil tehditler kategorisiyle birebir örtüşmektedir (Helmreich ve ark., t.y.; Merritt & Klinect, 2006). Bu bulgu, CRM eğitiminin yalnızca bireysel davranış değişikliği hedeflemesinin yetersiz kalacağını, örgütsel düzeydeki gizil tehditlerin de eş zamanlı olarak ele alınması gerektiğini doğrulamaktadır. Son olarak, Türkiye bağlamında yürütülen tez çalışmaları da (Turan, 2021; Birgören, 2022; İnan & Bükeç, 2020) duygusal zekâ, kişilik özellikleri ve CRM tutumları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler bulmuş olup, bu çalışmanın nitel bulgularını niceliksel olarak destekler niteliktedir.


5. Bireysel Gereklilik ve Öneriler

  • Uçucu ekip üyeleri, duygusal zekâ kavramını duygusallıkla karıştırmaktan kaçınmalı; bu becerinin, karar kalitesini artıran bir öz farkındalık ve öz yönetim aracı olduğunu benimsemelidir.

  • Kişiler, hatalarını Adil Kültür ilkeleri çerçevesinde açıkça raporlamayı bir mesleki sorumluluk olarak görmeli; raporlamanın cezalandırılma riski taşımadığını bilerek “emniyet sesi (safety voice)” kullanma alışkanlığı geliştirmelidir.

  • Kıdemli ekip üyeleri (kaptan pilotlar, eğitmenler), astların fikir ve endişelerini dile getirmesini kolaylaştıracak açık iletişim tutumunu bilinçli biçimde sergilemeli, güç mesafesini azaltıcı davranışlar göstermelidir.

  • Bireyler, CRM eğitimlerine yalnızca sınavı geçmek için değil, gerçek senaryo tartışmalarına ve rol yapma uygulamalarına aktif katılım göstererek yaklaşmalıdır.

  • Kendi duygusal ve bilişsel önyargılarının farkında olmak isteyen personel, kurumların sunduğu isteğe bağlı bireysel gelişim modüllerinden (öz değerlendirme, koçluk, geri bildirim) yararlanmalıdır.


6. Kurumsal Gereklilik ve Öneriler

  • Havayolu işletmecileri ve eğitim kuruluşları, CRM eğitimini sınav odaklı bir uyum faaliyetinden, senaryo temelli ve sürekli geri beslemeli bir yetkinlik geliştirme sürecine dönüştürmelidir; bu dönüşüm ICAO Doc 9683 ve EASA'nın 2015/022/R ile 2015/023/R sayılı kararlarında öngörülen çerçeveyle uyumlu olmalıdır (EASA, 2015).

  • Kurumlar, Psikolojik Güvenliği yalnızca bir eğitim başlığı olarak değil, üst yönetimden operasyonel birimlere kadar yayılan bir Adil Kültür (Emniyet Yönetim Sistemi kapsamında) politikası olarak konumlandırmalı; raporlama sonrası yaptırım uygulanmayacağına dair güvenceleri somut uygulamalarla desteklemelidir.

  • Emniyet Yönetim Sistemi (EYS) kapsamında, CRM eğitiminin etkinliği yalnızca katılım oranıyla değil, Hat Operasyonları Emniyet Denetimi (LOSA) benzeri gözlem yöntemleriyle düzenli olarak ölçülmelidir.

  • Duygusal zekâ modülleri, yalnızca yetkin ve bu alanda sertifikalı eğitmenler tarafından, havacılığa özgü somut vaka örnekleriyle (kokpit-kabin etkileşimi, acil durum iletişimi vb.) desteklenerek verilmelidir; genel psikoloji içerikleri havacılık bağlamından kopuk sunulmamalıdır.

  • Kabin, kokpit, yer hizmetleri ve hava trafik kontrolü gibi farklı operasyonel birimlerin ortak senaryo çalışmalarına katıldığı çok disiplinli eğitim oturumları planlanmalı; bu, birimler arası ortak emniyet kültürünün gelişimine katkı sağlayacaktır.

  • Düzenleyici otoriteler (SHGM dâhil), duygusal zekâ ve psikolojik güvenlik modüllerinin zorunlu hâle getirilmesi kararını alırken bu çalışmanın bulgularında görülen mesleki kimlik temelli direnci dikkate almalı; zorunluluğu yalnızca bir ek konu olarak değil, sürdürülebilir bir gelişim ve izleme sistemi (geri bildirim döngüleri, periyodik öz değerlendirme) olarak tasarlamalıdır.


7. Sınırlılıklar

Bu çalışmanın örneklem büyüklüğü (n=23) ve cinsiyet dağılımındaki dengesizlik (19 erkek, 4 kadın), bulguların genellenebilirliğini sınırlamaktadır. Ayrıca örneklemin ağırlıklı olarak emekli pilotlardan oluşması (%65), aktif görevdeki uçucu personelin güncel deneyimlerini tam olarak yansıtmayabilir. Gelecekteki araştırmaların, aktif görevdeki uçucu ve kabin personelini daha dengeli biçimde temsil eden, karma yöntemli (nicel-nitel) bir tasarımla yürütülmesi önerilmektedir.


8. Sonuç

Bu değerlendirme, havacılık paydaşlarının CRM eğitimine yönelik beklentilerinin, akademik literatürdeki insan faktörleri yaklaşımıyla büyük ölçüde örtüştüğünü; psikolojik güvenlik ve duygusal zekânın CRM'in ayrılmaz bileşenleri olarak görüldüğünü ortaya koymaktadır. Buna karşın, mevcut eğitim uygulamalarının göstermelik olarak algılanması ve bu eğitimlerin zorunlu/standart hâle getirilmesi konusundaki görüş ayrılığı, sektörün önündeki temel gerilimi göstermektedir: emniyet kültürünün derinleşmesi, yalnızca içerik eklemekle değil, örgütsel güven, Adil Kültür uygulamaları ve mesleki kimlikle uyumlu, senaryo temelli bir eğitim tasarımıyla mümkün olacaktır. Bireysel farkındalık ile kurumsal sorumluluğun eş zamanlı olarak güçlendirilmesi, CRM eğitiminin sahadaki gerçek emniyet çıktılarına dönüşmesi için kritik önem taşımaktadır.


Kaynakça

Yorumlar


  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Instagram
  • YouTube

Gönderdiğiniz için teşekkür ederiz!

bottom of page