top of page

Kokpitten Ameliyathaneye Ekip Kaynak Yönetimi (CRM): Eğitimler Gerçekten İşe Yarıyor mu?

14 Eki
9 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 25 Eki

Modern havacılık tarihi incelendiğinde, gökyüzündeki emniyet standartlarının gelişiminde en radikal dönüşümün teknik donanımlardan ziyade insan unsuruna odaklanılmasıyla gerçekleştiği görülür. 1970'li yılların sonlarında yaşanan trajik uçak kazalarının ardından, insan hatasını minimize etmek ve kokpitteki iletişim ile koordinasyonu güçlendirmek amacıyla hayatımıza giren Ekip Kaynak Yönetimi (CRM), çeyrek asrı aşkın süredir sivil ve askeri havacılığın temel taşı haline gelmiştir. Zamanla bu eğitim yaklaşımı yalnızca kokpitle sınırlı kalmamış; tıp, enerji tesisleri, denizcilik ve hava trafik kontrolü gibi yüksek hayati risk barındıran diğer sosyoteknik sistemler tarafından da benimsenmiştir. Ancak sistemlerin karmaşıklaşması ve dünya genelinde milyarlarca dolarlık eğitim yatırımlarının yapılması, akıllara hayati bir soruyu getirmektedir: CRM eğitimleri gerçekten hedeflenen emniyet artışını sağlıyor mu, yoksa kurumsal bir formaliteden mi ibaret kalıyor?


Bu kritik soruya bilimsel ve bütüncül bir yanıt aramak amacıyla, Orlando Florida Üniversitesi bünyesindeki Simülasyon ve Eğitim Enstitüsü araştırma bilimcileri Eduardo Salas, Katherine A. Wilson, C. Shawn Burke ve ABD Kara Kuvvetleri Araştırma Enstitüsü'nden Dennis C. Wightman tarafından kapsamlı bir inceleme makalesi kaleme alınmıştır. 2006 yılında saygın Human Factors dergisinde (Cilt 48, Sayı 2, s. 392-412) "Does Crew Resource Management Training Work? An Update, an Extension, and Some Critical Needs" başlığıyla yayımlanan bu çalışma, CRM değerlendirme literatürünü mercek altına almaktadır. Yazarlar, Salas ve arkadaşlarının 2001 yılında gerçekleştirdiği ilk metodolojik incelemeyi temel alarak, 1999 sonrasında yayımlanan ampirik araştırmaları güncellemiş ve analizi kokpit dışındaki alanlara genişletmiştir.

Araştırmanın amacı; havacılık, tıp, denizcilik, sanayi ve hava trafik kontrolü gibi kritik alanlarda yürütülen CRM eğitimlerinin gerçek etkisini ortaya koymak, değerlendirme metotlarındaki eksikleri saptamak ve geleceğe yönelik stratejik ihtiyaçları tanımlamaktır. Bu yazıda, söz konusu bilimsel araştırmanın ortaya koyduğu çarpıcı bulguları, CRM uygulamalarının farklı sektörlerdeki yansımalarını ve emniyet kültürünü dönüştürmek için ihtiyaç duyulan adımları derinlemesine ele alacağız.


Kaza istatistikleri ve kokpitteki insani faktörler

CRM kavramı ilk ortaya çıktığında, uçuş emniyetini tehdit eden temel unsurun teknik arızalardan ziyade ekip üyeleri arasındaki iletişim kopukluğu, karar verme hataları, liderlik eksikliği ve durumsal farkındalık kayıpları olduğu anlaşılmıştı. Helmreich, Merritt ve Wilhelm (1999) ile Salas, Prince ve arkadaşlarının (1999) tanımladığı üzere CRM; uçuş ekibinin mevcut tüm kaynakları (insan, ekipman ve bilgi) en etkili şekilde kullanmasını sağlamak amacıyla tasarlanmış bir öğretim stratejisidir. Bilişsel becerileri, takım çalışması tutumlarını ve kriz yönetimini geliştirmeyi hedefleyen bu araçlar, simülatör pratikleri, geri bildirim mekanizmaları ve senaryo tabanlı uygulamalarla desteklenir.


Ancak, CRM eğitimlerinin askeri ve sivil havacılıkta zorunlu hale getirilmesine rağmen kaza verileri kaygı verici bir gerçeği gözler önüne sermektedir. Wiegmann ve Shappell (2000) tarafından yapılan araştırmada, 1991 ile 2000 yılları arasında ABD Deniz Kuvvetleri ve Deniz Piyadeleri'nde meydana gelen uçak kazalarının yaklaşık %60'ında kokpit içi CRM yetersizliğinin temel bir faktör olduğu tespit edilmiştir. Benzer şekilde, Wiegmann ve Shappell (2001) tarafından HFACS (Havacılık Faktörleri Analiz ve Sınıflandırma Sistemi) kullanılarak yürütülen ticari havacılık kaza analizleri, Part 121 kapsamındaki tarifeli ticari uçuş kazalarının %41'inde ve Part 135 kapsamındaki bölgesel veya ticari olmayan uçuş kazalarının %23'ünde ekip düzeyinde CRM kırılmalarının rol oynadığını göstermektedir. Bu veriler, CRM eğitimlerinin yirmi yılı aşkın süredir uygulanıyor olmasına karşın, insan hatasından kaynaklanan kaza oranlarında beklenen kalıcı düşüşün tam olarak sağlanamadığına işaret etmektedir.


Eğitim etkinliğini ölçmek: Kirkpatrick'in dört seviyeli değerlendirme modeli

Bir eğitim programının başarısını belirlemek, yalnızca eğitimi tamamlayan pilotların memnuniyet formlarını doldurmasıyla mümkün değildir. Salas, Wilson, Burke ve Wightman (2006), araştırmalarında eğitim değerlendirme literatürünün altın standardı kabul edilen Donald Kirkpatrick'in (1976) dört seviyeli değerlendirme modelini (Kraiger, Ford ve Salas, 1993 genişletmesiyle) rehber edinmiştir. Bir CRM programının gerçek değerini ölçebilmek için bu dört seviyenin her birinde veri toplanması gerekmektedir:

  • Tepki Seviyesi (Reactions): Eğitimin en alt değerlendirme basamağıdır. Katılımcıların eğitimi sevip sevmediğini ve içeriği iş hayatları için yararlı bulup bulmadıklarını ölçer. Genellikle Kokpit Yönetimi Tutum Anketi (CMAQ) gibi öz-bildirim ölçekleriyle değerlendirilir.

  • Öğrenme Seviyesi (Learning): Eğitimin ikinci basamağı olup, kursiyerlerin hedeflenen bilgi, beceri ve tutumları (KSA) ne derece kazandığını ve CRM ilkelerine yönelik tutumlarında olumlu bir değişim yaşanıp yaşanmadığını inceler.

  • Davranış Seviyesi (Behavior): Kazanılan bilgi ve becerilerin gerçek iş ortamına veya simülasyona aktarılıp aktarılmadığını (eğitim transferi) değerlendirir. Kokpit içinde gözlemlenebilir davranış değişiklikleri, LOET veya LOFT gibi simülatör senaryolarında uzman değerlendiriciler tarafından ölçülür.

  • Kurumsal Etki ve Sonuçlar Seviyesi (Organizational Impact / Results): Değerlendirmenin en üst ve en kritik seviyesidir. Eğitimin kurumun nihai emniyet hedeflerine katkı sağlayıp sağlamadığını inceleyerek, kaza ve olay oranlarındaki azalmayı, emniyet istatistiklerindeki iyileşmeyi ve operasyonel hatalardaki düşüşü ölçmeyi hedefler.


Havacılık endüstrisinin eğitim değerlendirme konusundaki mevcut durumunu ortaya koyan çarpıcı bir araştırma, O'Connor ve arkadaşları (2002) tarafından Birleşik Krallık sivil havacılık sektöründe gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçları, uçuş okulları ve havayollarının %69'unun eğitimi yalnızca tepki seviyesinde değerlendirdiğini, %21'inin tutumsal öğrenmeyi, %36'sının bilgi testlerini, %53'ünün simülatör davranışlarını ve sadece %33'ünün kurumsal emniyet etkisini ölçtüğünü göstermiştir. Bu durum, sektörün eğitim değerlendirmede yüzeysel yöntemlere ne kadar bağımlı olduğunu ve gerçek emniyet çıktılarını ölçmede yetersiz kaldığını kanıtlamaktadır.


28 ampirik çalışmanın derinlemesine analizi: Literatür ne söylüyor?

Salas, Wilson, Burke ve Wightman (2006) tarafından yürütülen sistematik literatür taramasında, belirlenen katı bilimsel kriterleri karşılayan ve CRM eğitimlerinin etkinliğini ampirik olarak değerlendiren 28 yeni çalışma tespit edilmiştir. Bu çalışmalar sektörlere göre incelendiğinde son derece geniş bir dağılım göze çarpmaktadır: Askeri havacılık (7 çalışma), tıp ve sağlık hizmetleri (11 çalışma), uçak bakımı (3 çalışma), ticari havacılık (2 çalışma), deniz seyrüseferi (2 çalışma), hava trafik kontrolü (1 çalışma), nükleer santral işletimi (1 çalışma) ve offshore petrol üretimi (1 çalışma). Araştırma bulguları Kirkpatrick'in dört seviyesine göre sıralandığında dikkat çekici sonuçlar ortaya çıkmaktadır.


Tepki seviyesi bulguları: Kursiyerler eğitimi seviyor mu?

İncelenen 28 çalışmanın 13'ü (%46) CRM eğitimlerini tepki seviyesinde değerlendirmiştir. O'Donnell, Fletcher, Dixon ve Palmer (1998) ile Small ve arkadaşlarının (1999) çalışmalarında görüldüğü üzere, katılımcıların neredeyse tamamı (%90 ve üzeri) CRM eğitimlerini son derece keyifli, gerçekçi ve mesleki gelişimleri açısından yararlı bulduklarını ifade etmişlerdir. Kurrek ve Fish (1996) tarafından yapılan araştırmada da katılımcılar eğitimin görev esnasındaki performanslarına doğrudan katkı sağlayacağına inandıklarını belirtmişlerdir. Ancak Salas ve ekibi, yalnızca olumlu tepki almanın eğitimin başarılı olduğunu kanıtlamayacağı konusunda uyarır; zira bir eğitimi sevmek, o eğitimde öğretilen becerilerin öğrenildiği veya iş ortamına aktarıldığı anlamına gelmemektedir.


Öğrenme seviyesi bulguları: Tutumlar değişiyor mu?

Araştırmaların 12'si (%43) öğrenme seviyesinde veri toplamıştır. Fonne ve Fredriksen (1995) tarafından Norveç askeri deniz seyrüsefercileri üzerinde yapılan çalışmada, CRM eğitimi sonrasında katılımcıların tutumlarında belirgin olumlu gelişmeler kaydedilmiştir. Kursiyerlerin kişisel stres faktörlerini diğer ekip üyeleriyle paylaşma ve olumsuz hava koşullarında uçak süratini azaltma eğilimlerinin arttığı gözlemlenmiştir. Ancak bilgi testleri ve bilişsel öğrenme boyutunda sonuçlar aynı tutarlılığı göstermemektedir. Bilgi düzeyini ölçen 5 araştırmanın 3'ünde karmaşık ve çelişkili bulgulara ulaşılmıştır.


Davranış seviyesi bulguları: Beceriler kokpite aktarılabiliyor mu?

Çalışmaların 16'sında (%57) eğitimde kazanılan CRM davranışlarının işe veya simülatör ortamına aktarımı incelenmiştir. Tepki seviyesindeki ezici olumlu tablonun aksine, davranış seviyesindeki ampirik veriler oldukça karmaşıktır. Gaba, Howard, Fish, Smith ve Sowb (2001) ile Gaba ve arkadaşlarının (1998) kriz yönetimi simülasyonlarında yürüttüğü çalışmalarda, eğitilmiş ekiplerin genel performansı eğitilmemiş bireylere kıyasla daha yüksek bulunsa da, eğitim alan ekiplerin yaklaşık dörtte birinin (%25) asgari kabul edilebilir performans eşiğinin altında kaldığı tespit edilmiştir.


Benzer şekilde, Jacobsen ve arkadaşlarının (2001) kriz simülasyonlarında yaptığı değerlendirmede, eğitim alan personelin iletişim frekansının arttığı ancak liderlik ve görev dağılımı becerilerinin gelişmediği görülmüştür. Araştırmacılar, iletişimdeki aşırı artışın aslında liderlik eksikliğinden kaynaklandığını; ekibin problemi çözmek için yetersiz yönlendirme nedeniyle sürekli konuşmak zorunda kaldığını vurgulamıştır. Nullmeyer, Spiker, Wilson ve Deen (2003) tarafından C-130 nakliye uçağı mürettebatı üzerinde yapılan araştırmada da CRM eğitiminin görev öncesi planlama aşamasında olumlu davranışlara yol açtığı, fakat uçuşun icrası esnasında beklenen davranış transferinin gerçekleşmediği saptanmıştır. Pozitif aktarım sağlayan çalışmalar da mevcuttur; Örneğin Goeters (2002) Doğu Avrupa havayolu ekiplerinde, Thompson, Tourville, Spiker ve Nullmeyer (1999) ise MH-53J helikopter mürettebatında CRM eğitimlerinin simülatör performansını ve görev emniyetini belirgin şekilde artırdığını göstermiştir.


Kurumsal etki ve emniyet sonuçları

Eğitimin kurumsal emniyet çıktılarına etkisini inceleyen çalışma sayısı oldukça kısıtlıdır (5 çalışma, %18). Byrdorf (1998) tarafından Danimarka denizcilik sektöründe yürütülen çalışmada, CRM eğitimi sonrasında gemi ve makine kazalarında belirgin bir azalma yaşandığı ve şirketin sigorta primlerinin %15 oranında düştüğü rapor edilmiştir. Ancak kazaların seyrek görülen olaylar olması nedeniyle, emniyet verilerindeki bu olumlu gelişmelerin doğrudan ve yalnızca CRM eğitimine bağlanamayacağı, dışsal değişkenlerin de süreçte rol oynayabileceği dikkate alınmalıdır.


Çok seviyeli değerlendirmeler ve zamana bağlı davranışsal gerileme riski

Salas, Wilson, Burke ve Wightman (2006) incelemesinin en çarpıcı yönlerinden biri, Kirkpatrick modelinin birden fazla seviyesini eş zamanlı değerlendiren 12 çalışmanın (%43) analiziyle ortaya çıkmıştır. Bu araştırmaların yalnızca 4'ü değerlendirilen tüm seviyelerde olumlu sonuçlar bildirirken, kalan 8 çalışma aynı araştırma içinde hem olumlu hem de olumsuz/nötr sonuçların bir arada bulunduğu karmaşık bir tablo sunmaktadır.


Daha da önemlisi, boylamsal araştırmalar CRM eğitiminin etkisinin zamanla zayıfladığını göstermektedir. Taylor (2000) ile Taylor, Robertson, Peck ve Stelly (1993) tarafından uçak bakım personeli (MRM) üzerinde yürütülen araştırmalarda, eğitimden hemen sonra kursiyerlerin tutum ve davranışlarında ciddi iyileşmeler sağlanmış, hatta yer hasarı olaylarında azalma kaydedilmiştir. Ancak, eğitimin ardından kurum yönetiminin CRM ilkelerini aktif olarak desteklemediği ortamlarda, olumlu tutumların hızla gerilediği ve çalışanların davranışlarının eğitim öncesi eski alışkanlıklarına döndüğü tespit edilmiştir.


Benzer şekilde Taylor ve Thomas (2003) tarafından yapılan araştırmada, bakım personelinin eğitim sonrasında yazılı iletişim ve raporlama becerilerini geliştirdiği, ancak takip eden aylarda bu olumlu davranışların kademeli olarak azalarak eski seviyelere gerilediği saptanmıştır. Bu bulgu, Alliger, Tannenbaum, Bennett ve Traver (1997) tarafından ifade edilen temel öğretim ilkesini doğrulamaktadır: Olumlu tutumlar zorunlu olarak öğrenmeyi getirmediği gibi, öğrenilen bilgiler de doğrudan davranış değişikliğine dönüşmez. Davranış değişikliğinin kalıcı olabilmesi için kurum içi liderlik desteği, sürekli geri bildirim ve yinelemeli (recurrent) CRM eğitimleri şarttır.

Kültürel farklılıkların ve operasyonel yapının da CRM başarısında kritik bir rol oynadığı ampirik verilerle sabittir. Davis, Bryant, Liu, Tedrow ve Say (2003) tarafından Amerikan ve Çinli uçuş ekipleri üzerinde yapılan simülasyon araştırmasında, kültürel homojenliğe sahip ekiplerin heterojen ekiplere kıyasla daha sık ve etkili iletişim kurduğu, Amerikan ekiplerinin ise Çinli ekiplere göre daha fazla karar alma davranışı sergilediği görülmüştür. Öte yandan Karp, Condit ve Nullmeyer (1999, 2000) tarafından F-16 gibi tek kişilik savaş uçağı pilotlarına yönelik verilen CRM eğitimlerinde, pilotların eğitimin kendi tekil operasyonlarıyla ilgisini kurmakta zorlandıkları ve olumsuz tutum sergiledikleri belirlenmiştir. Bu durum, CRM içeriklerinin her grubun kültürüne ve operasyonel gerçekliğine göre özelleştirilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.


Kokpitten ameliyathaneye: Sağlık sektöründeki CRM uygulamaları ve çıkarılan dersler

İncelenen 28 çalışmanın 11'inin sağlık hizmetleri alanında yürütülmüş olması, CRM ilkelerinin havacılık dışındaki yüksek riskli sektörlere transferinde tıbbın öncü bir rol oynadığını göstermektedir. Anestezi Kriz Kaynak Yönetimi (ACRM), ameliyathane, acil servis ve yoğun bakım ünitelerinde uygulanan bu programlar (Morey vd., 2002; Holzman vd., 1995; Halamek vd., 2000), sağlık çalışanları tarafından büyük bir memnuniyetle karşılanmıştır.


Ancak davranışsal aktarım seviyesindeki veriler sağlık sektörünün henüz yolun başında olduğunu kanıtlamaktadır. i Gardi, Christensen, Jacobsen, Jensen ve Ording (2001) tarafından yapılan simülasyon araştırmasında, anestezi ekiplerinin acil vakayı simülatörde doğru teşhis edebildikleri halde, hastaya uygulamaları gereken kritik tıbbi müdahaleyi yapmayı unuttukları belirlenmiştir. Howard ve arkadaşlarının (1992) çalışmasında ise asistan doktorların eğitimle bilgi düzeylerini artırdığı fakat uzman doktorlarda bu gelişmenin sağlanamadığı; simülatör ortamında iletişim ve koordinasyon zafiyetlerinin devam ettiği görülmüştür.


Salas, Wilson, Burke ve Wightman (2006), tıp topluluğunun CRM uygulamalarında havacılık sektörünün ilk yıllarında yaşadığı bocalama döneminden geçtiğini belirtmektedir. Sağlık sektörünün bu öğrenme eğrisini daha hızlı aşabilmesi için havacılık ve askeri alanda çeyrek asırdır biriken eğitim bilimsel birikimden ve transfer ilkelerinden yararlanması büyük önem taşımaktadır.


CRM eğitimlerinin önündeki engeller, efsaneler ve kritik ihtiyaçlar

Araştırma sonuçlarının ortaya koyduğu tutarsızlıklar, CRM eğitimlerinin tasarlanması, uygulanması ve değerlendirilmesinde sektör genelinde derin sorunlar yaşandığına işaret etmektedir. Salas ve çalışma arkadaşları, bu tıkanıklıkların temel nedenlerini ve çözülmesi gereken kritik ihtiyaçları şu başlıklar altında toplamaktadır:


1. Standartlaşma eksikliği

Havacılıkta FAA (Amerikan Federal Havacılık İdaresi) ve CAA (Birleşik Krallık Sivil Havacılık Yetkili Makamı) gibi düzenleyici kurumlar CRM rehberleri yayımlasa da, eğitimlerin neyi, nasıl ve ne kadar süreyle öğreteceği konusunda küresel bir standart bulunmamaktadır. Farklı kurumlar altında verilen eğitimler; durum farkındalığı, karar verme, iletişim ve stres yönetimi gibi becerileri çok farklı derinliklerde ele almaktadır. Başarılı bir CRM uygulaması için çekirdek yetkinliklerin (core competencies) standart olarak tanımlanması şarttır.


2. Performans ölçüm ve teşhis problemi

Mevcut değerlendirme araçları genellikle statik bilgilere dayanmakta, simülatör ortamında ekibin sergilediği dinamik takım çalışmasını teşhis etmekte yetersiz kalmaktadır. Eğitimin nerede aksadığını ve hangi spesifik davranışın geliştirilmesi gerektiğini belirleyebilmek için ayrıntılı ve teşhis edici ölçüm araçlarına ihtiyaç vardır. Avrupa Birliği bünyesinde geliştirilen NOTECHS (Teknik Olmayan Beceriler Değerlendirme Sistemi) gibi yapılandırılmış sistemler bu alandaki önemli örneklerdendir (Flin vd., 2003).


3. Tasarım efsaneleri ve yanılgılar

Kurumların CRM eğitimlerini tasarlarken sıklıkla düştüğü iki büyük yanılgı mevcuttur (Salas, Wilson, Burke ve Bowers, 2002):

  • Yüksek Fiziksel Sadakat Efsanesi: Eğitimin etkili olabilmesi için her zaman milyonlarca dolarlık yüksek fiziksel sadakate sahip tam uçuş simülatörlerinin şart olduğu düşünülür. Oysa araştırma bulguları (Bowers ve Jentsch, 2001), öğrenme için kritik olan unsurun fiziksel görünümden ziyade Psikolojik Güvenlik ortamı sağlayan ve bilişsel süreçleri birebir tetikleyen yüksek psikolojik sadakat olduğunu göstermektedir.

  • Konu Uzmanı Yanılgısı: Eğitim müfredatının yalnızca tecrübeli Kaptan Pilotlar veya konu uzmanları tarafından tasarlanmasının yeterli olacağı varsayılır. Oysa öğrenme, karmaşık bir davranışsal ve bilişsel süreçtir. Müfredat tasarımı mutlaka eğitim bilimciler ve insan faktörleri uzmanları ile konu uzmanlarının ortaklığıyla yürütülmelidir.


4. Sektörün üç temel gereksinimi: Zorunluluk, veri ve kaynak

CRM eğitimlerinin formaliteden çıkarılıp gerçek bir emniyet kültürüne dönüştürülebilmesi için şu üç unsurun sağlanması zorunludur:

  • Zorunluluk ve Direktif (A Mandate): Uluslararası sivil havacılık otoriteleri ve kurum üst yönetimleri, CRM eğitimlerinin çok seviyeli ve sürekli biçimde değerlendirilmesini yasal bir zorunluluk haline getirmelidir.

  • Saha ve Veriye Erişim (Access to Participants In Situ): Bağımsız araştırmacıların kokpitlere, ameliyathanelere ve operasyon sahalarına girmesine izin verilmeli; LOSA (Hat Operasyonları Emniyet Denetimi) ve ASRS (Havacılık Emniyeti Raporlama Sistemi) gibi veri kaynakları açık bilimsel incelemelere sunulmalıdır.

  • Uygulama ve Değerlendirme Kaynakları (Resources for Execution): Eğitmenlerin eğitimi, geçerli değerlendirme araçlarının geliştirilmesi ve boylamsal takiplere yeterli finansman ve zaman ayrılmalıdır.


Sonuç

Eduardo Salas ve çalışma arkadaşlarının 2006 yılında yayımladığı bu dönüm noktası niteliğindeki araştırma, Ekip Kaynak Yönetimi (CRM) eğitimlerinin havacılık ve diğer yüksek riskli sektörlerde olumlu tutumlar oluşturduğunu, bilişsel farkındalığı artırdığını ve simülasyon ortamında istenen davranış değişikliklerini tetiklediğini ampirik olarak kanıtlamaktadır. Ancak bilimsel bulgular aynı zamanda net bir uyarıda bulunmaktadır: Yalnızca eğitim düzenlemek veya kursiyerlerden olumlu geri bildirimler almak, gökyüzünde veya ameliyathanede emniyetin kendiliğinden sağlanacağı anlamına gelmez.


CRM, bir kere alınıp rafa kaldırılacak bir sertifika programı değil; kurum kültürünün tam kalbinde yaşayan, sürekli beslenmesi ve liderlik desteğiyle korunması gereken dinamik bir emniyet felsefesidir. Şirket üst yönetimleri eğitim biliminin ilkelerine kulak tıkamayı bıraktığında, kokpitte ve operasyon sahalarında Psikolojik Güvenlik ortamını gerçek anlamda tesis ettiğinde ve eğitim çıktılarını çok seviyeli metodolojilerle sürekli ölçtüğünde, CRM nihai hedefine ulaşacak ve hayat kurtarmaya devam edecektir. Unutmayalım ki gökyüzünde emniyet, tesadüflerin değil; doğru tasarlanmış, kararlılıkla uygulanan ve bilimsel olarak doğrulanan insani yetkinliklerin eseridir.


Kurumların başta CRM eğitimleri olmak üzere, eğitim sonuçlarının ölçümlenmesi süreçlerini yönetebilir, konu ile ilgili eğitim verebiliriz. Konu ile ilgili eğitimi bizzat Donald Kirkpatrick'den aldım.


Kaynakça

Salas, E., Wilson, K. A., Burke, C. S., & Wightman, D. C. (2006). Does crew resource management training work? An update, an extension, and some critical needs. Human Factors, 48(2), 392–412.

Yorumlar


  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Instagram
  • YouTube

Gönderdiğiniz için teşekkür ederiz!

bottom of page