top of page

ICAM2026: Şiddetsiz İletişimin Uçuş Emniyetindeki Gücü

2 gün önce
3 dakikada okunur

1-3 Ekim 2026 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen 3. Uluslararası Havacılık ve Uzay Tıbbı Kongresi’nde (3rd International Congress of Aerospace Medicine - ICAM2026) sunulan "Empathy for Take-off: Nonviolent Communication as a Supportive CRM Tool" başlıklı bildiri, uçuş emniyetine insan faktörleri ve kriz yönetimi açısından son derece kıymetli bir perspektif kazandırmaktadır. Sultan II. Abdülhamid Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Kliniği ile Manisa Celal Bayar Üniversitesi Sağlık Hizmetlerinde İletişim Anabilim Dalı bünyesinde görev yapan araştırmacı Fadime Sultan Albez tarafından hazırlanan bu vaka analizi, uçuş öncesinde yaşanan yolcu krizlerinin çözümünde empatik iletişimin ve Şiddetsiz İletişim modelinin operasyonel rolünü incelemektedir.

Çalışmanın temel amacı, özellikle çocuk yolcularda ortaya çıkan uyumsuz davranışların gerilimi tırmandırmadan yönetilmesini sağlamak ve bu yaklaşımı Ekip Kaynak Yönetimi (CRM) yapısına destekleyici bir unsur olarak kazandırmaktır.


Havacılıkta Kural Dışı Yolcu Davranışları ve İletişim Becerileri

Havacılık literatüründe İnsan Faktörleri ve Ekip Kaynak Yönetimi (CRM) çalışmaları kural dışı yolcu davranışlarını geniş bir çerçevede ele alsa da, kriz anlarında uygulanacak etkili iletişim modellerine dair ampirik kanıtlar halen sınırlıdır. Bor (2008) tarafından yapılan araştırmalar, kabin ekibinin kural dışı yolcu davranışlarını kontrol etmeye yönelik aldığı eğitimlerin önemine dikkat çekerken, Rösch ve arkadaşları (2024) Avrupa'daki kabin ekiplerinin karşılaştığı kural dışı davranışların mesleki emniyet ve çalışan esenliği üzerindeki doğrudan olumsuz etkilerini ortaya koymuştur. Benzer şekilde Sert, Mert ve Kızılcan (2026) tarafından yürütülen güncel bir çalışma, ticari havacılıkta kural dışı yolcuların yönetimi, krizin tırmanma dinamikleri ve uçuş emniyeti arasındaki hassas ilişkiyi vurgulamaktadır. Bu noktada, uçuş ekibinin iletişim becerisi ve kriz anındaki yaklaşım tarzı, operasyonel emniyetin sağlanmasında ve gerilimin düşürülmesinde belirleyici bir faktör olarak öne çıkmaktadır.


Kalkış Öncesinde Yaşanan Bir Çocuk Yolcu Krizi

İncelenen vaka, şehirler arası bir uçuşta annesiyle seyahat eden 2,5 yaşında (32 aylık) bir erkek çocuk yolcuyu kapsamaktadır. Uçuş öncesi emniyet kontrolleri sırasında çocuk, koltuk kemerini takmayı reddetmiş ve fiziksel direnç göstererek yüksek sesle ağlamaya başlamıştır. Aynı uçuşta yolcu olarak bulunan ve uçuş tabibi ile iletişim uzmanı kimliğine sahip olan araştırmacı; hem annenin hem de kabin ekibinin kriz anındaki tutumlarını gözlemleme fırsatı bulmuştur. Annenin beden diline yansıyan yoğun gerginlik, mahcubiyet ve çaresizlik hissi ortamdaki stresi artırırken; kabin amirinin kokpitle görüşerek Kaptan Pilot'un mesajını iletmesi ve çocuk kemer takmadan uçağın kalkamayacağını belirtmesi üzerine kabin ekibinde operasyonel gecikmeden kaynaklı bir baskı oluşmuştur.


Geleneksel Yöntemlerin Sınırları ve Şiddetsiz İletişim Müdahalesi

Krizin ilk aşamalarında anne ve kabin ekibi tarafından uygulanan geleneksel ikna yöntemleri dikkat dağıtma, pazarlık etme, fiziksel olarak zorlama, gözdağı verme ve ödül-ceza söylemlerinden oluşmuştur. Ancak kullanılan bu araçlar, çocuğun tepkisini dindirmek bir yana dursun, gerilimi daha da tırmandırmıştır. Gecikmenin 13. dakikasına gelindiğinde, araştırmacı kabin ekibinin ve annenin onayını alarak sürece müdahale etmiştir. Marshall Rosenberg tarafından geliştirilen Şiddetsiz İletişim (NVC) modeline dayanan bu empatik müdahalede; öncelikle anneyle, ardından çocukla güvenli bir duygusal bağ kurulmuştur. Çocuğun altında yatan temel ihtiyaçlarının anlaşılmaması ve zorlama karşısında gösterdiği öfke ile korku çığlıkları, ihtiyaçlarının fark edildiğini hissetmesiyle birlikte yerini yatıştırıcı bir duygu düzenlemesine bırakmıştır. Annenin sağladığı fiziksel temasın desteğiyle çocuk, koltuk kemerini kendi rızasıyla takmayı kabul etmiştir. Yaklaşık 3-4 dakika süren ve NVC modelinin dört temel adımını (gözlem, duygular, ihtiyaçlar ve ricalar) içeren bu müdahale; herhangi bir fiziksel zorlama, ilaç kullanımı veya güvenlik ekibi müdahalesine gerek kalmadan operasyonel krizi çözmüş ve uçuş boyunca uyumun devam etmesini sağlamıştır.


CRM Çerçevesinde Empatinin Operasyonel Bir Emniyet Aracı Olarak Rolü

Bu vaka çalışması, insan faktörleri yönetiminde yalnızca dışsal davranışa odaklanmanın krizleri tırmandırabileceğini, buna karşın bireyin altında yatan duygu ve ihtiyaçlara yönelmenin gönüllü uyumu kolaylaştırdığını göstermektedir. Bu çerçevede empati, sadece kişisel bir iletişim becerisi değil, CRM sisteminin ayrılmaz bir parçası olan teknik olmayan operasyonel bir emniyet aracı olarak kabul edilmelidir. Ayrıca uçuş tabiplerinin, kriz anlarında hem fizyolojik hem de psikososyal boyutlarda uçuş ekiplerine CRM bağlamında değerli katkılar sunabileceği görülmektedir. Şiddetsiz İletişim modelinin, uçuş ekiplerine kriz yönetimi, duygu düzenleme ve gerilimi düşürme konularında pratik ve işlevsel araçlar kazandıracağı değerlendirilmektedir.


Sonuç

Havacılık emniyeti, yalnızca mekanik sistemlerin ve prosedürlerin eksiksiz işlemesiyle değil, insan davranışının ardındaki duygusal ihtiyaçların doğru okunmasıyla güçlenir. Bu çalışma, kokpitten kabine kadar uzanan operasyonel hiyerarşide empatinin ve doğru iletişim tekniklerinin kriz çözmedeki kritik gücünü açıkça ortaya koymaktadır. Zoru başarmak ve emniyeti korumak, bazen bir kuralı dayatmakla değil, o kuralın arkasındaki insani ihtiyacı anlamakla mümkündür.


Kaynakça

Albez, F. S. (2026, 1-3 Ekim). Empathy for Take-off: Nonviolent Communication as a Supportive CRM Tool [Poster sunumu]. 3rd International Congress of Aerospace Medicine (ICAM2026), İstanbul, Türkiye.


Yorumlar


  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Instagram
  • YouTube

Gönderdiğiniz için teşekkür ederiz!

bottom of page