Gökyüzünde Kuşakların Diyaloğu: Üç Pilot Kokpitte Duygusal Zekayı Tartışıyor

B. Dugger ve arkadaşlarının Amerikan pilotlarının özellik duygusal zekasını (trait EI) inceleyen bilimsel araştırmasını, Türkiye'de sivil havacılıkta aktif görev yapan ve üç farklı kuşaktan gelen Türk pilotlarımızla konuştum. Aynı verilerin, tamamen farklı kültürel ve mesleki geçmişlere sahip üç havacının zihninde nasıl karşılık bulduğunu doğrudan onların ağzından dinledim.
İşte araştırmanın detaylarını tartıştığımızda verdikleri tepkiler ve değerlendirmeleri:
Baby Boomer Kuşağı Kaptan Pilot (Eski Savaş Pilotu): "Biz Kokpitte Duygularımızı Kapıda Bırakmayı Öğrendik"
Türk Hava Kuvvetleri'nde uzun yıllar jet pilotluğu yaptıktan sonra havayollarına geçmiş kıdemli Kaptan Pilot ilk konuştuğum kişiydi. Çalışmada pilotların genel halka kıyasla genel duygusal zeka, İyi Oluş (Well-being), Duygusallık (Emotionality) ve Sosyallik (Sociability) puanlarının belirgin şekilde düşük çıktığını gösteren verileri kendisine sunduğumda, hafifçe tebessüm etti ve şöyle dedi:
"Bak dostum, bu araştırmacıların bulduğu sonuçlar bizim için bir eksi veya zayıflık değil, tam aksine mesleki bir zorunluluktur. Ben Hava Harp okuluna girdiğim ilk gün duygularımı dışarıda bırakmayı öğrendim. Bir savaş uçağı kokpitinde veya acil durum yaşanan bir yolcu uçağında 'duygusallığa' ya da 'sosyalleşmeye' vakit yoktur. Makalede havacılık kültürünün insan zayıflıklarına karşı direnci ve yenilmezlik hissini (invulnerability) teşvik ettiği yazıyor ya; biz Türk asker havacılar 'kan kusup kızılcık şerbeti içtik' düsturuyla yetiştik. Baskı altında soğukkanlılığını koruyamayan adam o kokpitte oturamaz."
Araştırmadaki 1. Hipotezin (H1) aksine, pilotların Öz Kontrol (Self-control) puanlarının genel popülasyondan yüksek çıkmadığını, yani istatistiksel olarak bir fark bulunamadığını söylediğimde ise kaşlarını çattı:
"O testte bir gariplik var. Acil bir durumda saniyeler içinde karar veren pilot ile masa başında oturan vatandaşın öz kontrolü aynı olabilir mi? Bu araştırmayı yapanlar gerçek acil durum stresinin ne olduğunu tam tatmamışlar. CRM eğitimlerine saygım var ama duygusal zeka gibi 'yumuşak' kavramları kokpite fazla sokarsanız, Kaptan'ın otoriteler arasındaki komuta zincirini gevşetirsiniz."
X Kuşağı Kaptan Pilot (Eski Savaş Pilotu): "Askeri Eğitimle Sivil Kokpit Arasındaki Köprü"
90'lı yıllarda Hava Kuvvetleri'nde görev yapıp 2000'lerde sivil havacılığın büyüme döneminde havayoluna geçen X kuşağı Kaptan Pilotumuza makaleyi uzattığımda, ilk işi metodoloji ve katılımcı profili kısmını incelemek oldu. Araştırmadaki verileri görür görmez analitik bir tespitte bulundu:
"Hocam, bak araştırma grubundaki 44 pilotun %93.2'si askeri geçmişe sahip. Bu çok önemli bir detay. Çünkü askeri eğitim zaten doğası gereği bireyin duygusal kırılganlıklarını törpülemek ve yüksek stres altında görev odaklı kalmasını sağlamak üzerine kuruludur. O yüzden Duygusallık ve Sosyallik puanlarının genel popülasyondan düşük çıkması beni hiç şaşırtmadı."
Kendisine hem askeri hem sivil geçmişi olan biri olarak bu verileri nasıl yorumladığını sorduğumda, Türk havacılığındaki dönüşüm sürecini şöyle anlattı:
"Ben Hava Kuvvetleri'nden ayrılıp line'a geçtiğimde bir şey fark ettim: Savaş uçağında tektim veya arkamdaki arkadaşımla sınırlı bir iletişimim vardı. Ama sivil havacılıkta 200 kişi taşıyorsun; yanında genç bir Yardımcı Pilot, arkada geniş bir kabin ekibi var. Araştırmada pilot seçimi ve eğitim süreçlerinin geleneksel maskülen yapıyı yeniden ürettiği tespiti çok doğru. Bizim jenerasyon, askeri disiplinin getirdiği o 'duygusal mesafe' alışkanlığını CRM ve Tehdit ve Hata Yönetimi (TEM) ilkeleriyle harmanlayıp sivil kokpite uyarlamayı yaşayarak öğrendi. Duygusal zekayı 'duygusal davranmak' değil, stresi ve ekibin ruh halini yönetme aracı olarak görürseniz sivil havacılıkta çok işe yarar."
Y Kuşağı Yardımcı Pilot (Sivil Pilotaj Mezunu): "Düşük Duygusal Zeka Bir Gurur Vesilesi Değil, İletişim Riskidir"
Son olarak üniversitelerin pilotaj bölümünden mezun olmuş, uçuş eğitim merkezlerinde yetişerek havayoluna girmiş genç bir Yardımcı Pilotumuzla bir araya geldim. Makaledeki grafikleri ve istatistikleri dikkatle inceledi ve sorularıma oldukça eleştirel bir genç havacı perspektifiyle yanıt verdi:
"Araştırma bilimsel olarak çok kıymetli, ama açık konuşmak gerekirse örneklem boyutu sadece 44 pilotla sınırlı. Ayrıca katılımcıların neredeyse tamamı beyaz, erkek ve askeri kökenli. Yani benim gibi tamamen sivil akademilerden yetişmiş, dijital çağa doğmuş genç jenerasyonu tam anlamıyla temsil etmiyor."
Eski Kaptanların "duygusal mesafeyi" bir güç olarak gördüğünü hatırlattığımda ise Türk kültürü bağlamında çok çarpıcı bir değerlendirme yaptı:
"Bizim kültürümüzde büyüklere saygı ve otoriteye itaat çok güçlüdür. Şimdi siz kokpite genel duygusal zekası, sosyalliği ve empati düzeyi düşük, üstelik askeri hiyerarşiden gelen bir Kaptan ile oturursanız; Yardımcı Pilot olarak orada kendinizi nasıl güvende hissedeceksiniz? Araştırmanın bahsettiği o 'yenilmezlik' algısı bizde Psikolojik Güvenlik (Psychological Safety) ortamını tamamen yok eder. Ben bir Yardımcı Pilot olarak Kaptan bir hata yaptığında ya da emniyetsiz bir durum sezdiğimde bunu rahatça söyleyebilmeliyim. Eğer Kaptan pilotumuzun empati ve iletişim kanalları kapalıysa, benim o emniyet uyarısını (safety voice) yapmam çok zorlaşır."
Genç Yardımcı Pilot, makalenin sonuç bölümünde yer alan "duygusal zeka profillerinin pilot seçim ve eğitim süreçlerine entegre edilmesi" tavsiyesine tam destek verdiğini belirterek sözlerini tamamladı.
Sonuç: Aynı Kokpitte Farklı Bakışlar
Üç farklı kuşaktan havacımızla yaptığım bu görüşmeler, B. Dugger ve ekibinin araştırmasında ortaya konan istatistiksel verilerin gerçek havacılık dünyasında ne kadar canlı karşılıkları olduğunu gösterdi.
Kuşaklar ve yetişme tarzları değiştikçe, pilotların duygusal zekaya ve kokpit içi iletişime bakışları da dönüşüyor. Eski nesil bunu soğukkanlılığın ve disiplinin bir parçası olarak görürken; yeni nesil sivil havacılar bunu Psikolojik Güvenliğin ve emniyetli uçuş güvertesi iletişiminin vazgeçilmez bir unsuru olarak değerlendiriyor.






Yorumlar