top of page

CBTA Tartışma ve Yorumlar: Prosedür Ezberinden Adaptif Kapasiteye

30 Ağu
3 dakikada okunur

Havacılık emniyeti; sadece eğitim katılım formlarının doldurulması, kontrol listelerinin tamamlanması veya ezberlenmiş prosedürlerin harfiyen uygulanmasıyla garanti altına alınamaz. Bir pilot, eğitimdeki her görevi kusursuzca tamamlamış olsa dahi, gerçek uçuş hattında (line) aniden gelişen ve "senaryoda yazmayan" beklenmedik bir acil durumu yönetebilecek yetkinliğe sahip olmayabilir.


Dr. Tabassum Bashir tarafından başlatılan ve sektörün önde gelen eğitim uzmanlarını bir araya getiren LinkedIn tartışması, Yetkinlik Tabanlı Eğitim ve Değerlendirme (CBTA) ile Kanıta Dayalı Eğitim (EBT) yaklaşımlarının sadece yasal uyumluluk (compliance) için doldurulan formlardan ibaret kalmaması; aksine kokpitte gerçek bir zihinsel ve operasyonel dayanıklılık inşa etmesi için aşılması gereken kritik bariyerleri masaya yatırıyor.


"Şanslı" Davranışlar vs. Bilişsel Muhakeme

CBTA’nın temel vaadi, pilotları önceden tanımlanmış standartlara göre Gözlemlenebilir Davranışlar (Observable Behaviours - OB) üzerinden değerlendirmektir. Ancak havacılık eğitim uzmanı Norman MacLeod bu noktada çok önemli bir boşluğa işaret ediyor: CBTA, pilotun bu gözlemlenebilir davranışa ulaşırken kullandığı karmaşık bilişsel süreçleri anlamakta yetersiz kalabilir.

MacLeod’un dikkat çektiği en çarpıcı risklerden biri, literatüre soktuğu "LOBO" (Lucky OB Outcome - Şans Eseri Doğru Davranış Sonucu) kavramıdır. Eğer gözlemlenebilir davranış kriterleri çok muğlak kalırsa, değerlendiriciler aslında arkasında doğru bir yetkinlik ve muhakeme olmayan, tamamen şans eseri ortaya çıkmış "şanslı" bir sonucu başarılı olarak puanlayabilirler.


Dr. Bashir de bu endişeyi paylaşarak, etkili bir CBTA modelinin sadece dışarıdan gözlemlenen sonuca değil; kararın arkasındaki muhakemeye (judgement), durumsal farkındalığa (situational awareness) ve karar verme süreçlerine de odaklanması gerektiğini kabul ediyor. Böylece odak noktası "Bu davranış gözlemlendi mi?" sorusundan, "Bu sonuca nasıl ulaşıldı ve bu performans güvenilir şekilde tekrarlanabilir mi?" sorusuna kayacaktır.


"Hayal Edilen İş" (WAI) ve "Gerçekte Yapılan İş" (WAD) Çelişkisi

Sektörün diğer bir güçlü sesi Morgan Montgomery (MSc), sistemik bir yaklaşımla ezberleri bozuyor: Pilotlar tek başlarına "resilience" (dayanıklılık) sergilemezler. Dayanıklılık, kokpitteki birçok farklı değişkenin, sistemin ve ekibin etkileşimiyle ortaya çıkan sistem düzeyinde bir özelliktir.


Montgomery, eğitim tasarımlarındaki en büyük yanılsamalardan birini şu kavramlarla açıklıyor:

  • WAI (Work As Imagined - Hayal Edilen İş): Eğitim odalarında veya simülatör senaryolarında kurgulanan steril ve kurallı uçuş dünyası.

  • WAD (Work As Done - Gerçekte Yapılan İş): Gerçek uçuş hattında (line flight) rüzgarların, gecikmelerin ve insan faktörünün birleştiği kaotik gerçeklik.


Montgomery'ye göre, eğitimler ve sınavlar tamamen "cezalandırıcı olmayan" (non-jeopardy) bir yapıya bürünmedikçe, pilotlar değerlendirmelerde sadece eğitmenlerin görmek istediği "kurgusal" davranışları (WAI) sergileyecektir. Dr. Bashir bu tespiti onaylayarak şu kritik soruyu soruyor: Yasal otoritelerin bağımsız değerlendirme süreçlerini korurken, gerçek operasyonlardan (WAD) elde edilen gerçek öğrenimleri CBTA eğitimlerine nasıl entegre edebiliriz?


Teknik Olmayan Yetkinlikler Gerçekten "Öğretilebilir" mi?

Eğitmen pilot (TRI) Christopher Steele ise madalyonun diğer yüzünü, yani eğitmenlerin sahada yaşadığı metodolojik zorlukları ortaya koyuyor: "Biz yetkinlikleri sadece değerlendiriyoruz, onları eğitmen olarak nasıl öğreteceğimizi tam olarak bilmiyoruz."


Eğitmenlerin elinde karar verme yapıları için T-DODAR gibi bazı şablonlar bulunsa da, "etkili iletişim" veya "liderlik" gibi teknik olmayan (notechs) becerilerin CBTA'nın sunduğu gözlemlenebilir davranış kriterlerine dayanarak nasıl standart bir şekilde öğretilebileceği hala büyük bir soru işaretidir. Steele, CBTA'nın sadece bir değerlendirme matrisi olmaktan çıkıp, daha iyi öğrenme hedefleriyle desteklenen standart bir eğitim metodolojisine dönüşmesi gerektiğini savunuyor.


Dayanıklılık, Senaryonun Bittiği Yerde Başlar

Bu pratik çıkmaza Capt. Rajneesh Sharma (Air India) çok net bir yanıt getiriyor: "Ezberlenmiş senaryolar ve reçeteler sadece prosedürel disiplin ve otomatiklik için bir temel oluşturur; gerçek dayanıklılık ise senaryonun bittiği yerde başlar."


Sharma’ya göre pilotları sadece tamamlanan egzersizlerle eğitmek yerine, beklenmeyeni yönetebilen ekipler geliştirmek için eğitim sürecine şu unsurlar progresif (kademeli) olarak eklenmelidir:

  • Belirsizlik (Uncertainty) ve Muğlaklık (Ambiguity)

  • İrkilme Etkisi (Startle Effect)

  • Yarışan Tehditler ve Bozulmuş/Eksik Bilgi Akışı


Eğitimin asıl amacı sadece önceden tanımlanmış bir acil duruma "doğru" cevabı vermek değildir. Asıl amaç, gerçeklik simülatördeki senaryoya benzemediğinde ekibin durumu algılama, anlama, adapte olma ve uçuş hattını koruyarak toparlanma (adaptive capacity) kapasitesini geliştirmektir.


Sonuç: Kültürel Bir Dönüşüm Şart

Gruptaki uzmanların ortaklaştığı nokta çok açık: CBTA sadece formlar üzerine yazılmış yeni kriterler listesi değildir. CBTA ve EBT'nin gerçek değeri; eğitmenleri sadece hata arayan birer 'sınav yapıcı' olmaktan çıkarıp birer gözlemci, kolaylaştırıcı (facilitator) ve gelişim destekçisine dönüştürmekle ortaya çıkar.


Eğer bu derin felsefe anlaşılmaz ve değerlendirmeler sadece yüzeydeki "davranışları gözlemleme" mekanikliğiyle sınırlandırılırsa, sistem hızla eski statik uyumluluk (compliance) alışkanlıklarına geri dönecek ve emniyete gerçek bir katkı sağlayamayacaktır.



Yorumlar


  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Instagram
  • YouTube

Gönderdiğiniz için teşekkür ederiz!

bottom of page